4054 sayılı Rekabetin korunması kanununun temel amacı aynı amaca aynı hedefe ulaşmak isteyen kişi, grup ya da kurumların birbirlerini geçmek ve üstünlük sağlamak amacıyla giriştikleri bir mücadele, bir yarıştır.
Bir başka ifadeyle rekabet bireysel ve kurumsal düzeyde motivasyonu arttıran ve gelişmeleri zorlu kılan süreç olmasına rağmen aşırıya kaçırıldığında insan üzerinde başta stres, bezginlik, güvensizlik, tükenmişlik, gayri ihtiyari etik olmayan davranışlara yol açar. Önemli olan doğru yönetildiğinde hayali değil de var olanı ortaya koyduğunda rekabetin avantajını sağlamış olur.
Günümüzde rekabet her alanda özellikle iş dünyasında kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Rekabetin bazen avantajı, bazen de dezavantajının da olduğunu göz önünde bulundurmak gerekir.
Rekabetin asıl amacı her ne kadar rakipler arasında üstünlük kurma yarışı olsa da piyasa aktörlerinin gerçek dışı hayali, kişisel çıkarları doğrultusunda sosyal adaleti, hakkaniyet ölçülerini çiğneyerek daha da ileri gidip kabadayılığa götürerek üstünlük sağlamaya çalışarak, rakiplerinin rekabet şansını yok etmeye çalışarak her türlü senaryoyu yazarlar. Onlar da adalet kavramı yoktur. O zaman sende rekabet etmede dezavantajlı duruma düşmüş olursun.
Hal böyle olunca da rekabet yasasını masada görürsün sahada göremezsin. Şansını dene yedi sülalenin kimlik bilgilerini isterler. Çoğu zaman olduğu gibi iş bilenin kılıç kuşanın olur.
Günümüzde ulusal ve uluslararası ticarette, ithalatta, ihracatta, imalatta, hizmet sektöründe, transferlerde daha birçok alandaki rekabet elbette kaçınılmaz. Buna itiraz da yok ama öyle sektörler var ki hizmet alanları geniş olduğu için yapması gereken öncelikleri yerine direk rekabete yönelmesi uzun vade iş yapma hayalinin kısa vadede bittiğini görür.
Oysaki önceliklerin mesleki altyapın, iyi bir işyeri seçimin, vasıflı kadron, müşteri memnuniyetin, farkındalığın, inovasyonun, özgüvenin, ihtiyaçlara zamanında cevap verebilme yeteneğin, özel çözümler üretebilmen değilse rekabet şansın yeterli değildir.
Ayni iş kolunda yürüyen büyük küçük herkes müşteri kitlesine hitap ediyor. İş rekabete gelince ilk önceliği fiyat kırma politikasını devreye sokmak. Bu da kısa vadede bir çözümmüş gibi görünse de aslında bu strateji kar imajını düşürür, kaliteyi zayıflatır, müşteri memnuniyetini azaltır. Bu tür yaklaşımlar kendi değerinden çok kendi sektörünün değerini düşürüyor.
Asıl rekabet kalite ve güvenden geçer. Günümüzde müşteriler fiyata değil güven, kalite, kurumsallığa önem veriyor.
Günümüzde rekabetin adabı diye bir şeyleri arar olduk. Yapılması gereken rakipleri karalamadan veya manipüle etmeden kendi ürün ve hizmet kalitesine odaklanmamak, dürüst bir yarış olması gerekirken rakiplerini yanıltıcı ifadelerle kötülemek, haksız yere fiyat kırmak veya piyasa gücünü tekelleştirmek, ahlaki ve vicdani kuralları hiçe saymak rekabetin adabına ters düşüyor.
Son yıllarda rekabet adı altında en çok karşılaştığımız bir diğer önemli konu da yıllarını verip büyük bedeller ödeyerek, kurumsal kimliğini kazanarak, işletmesinin isim hakkı olan patentini de aldığı halde önüne, arkasına küçük kelime oyunları ekleyerek veya hiçbir emare koymadan izinsiz patentli işletmelerin ismini kullanarak emek hırsızların çoğalmasıdır.
Yasal sürece başvurduğunda cevap “onlar istihdama katkı veriyorlar, ekmek parası kazanıyorlar. Sen yasalara uy, biz kayıtlı olanlara bakarız. Kayıtsızlara ise onlar ismi üzerinde kayıtsız ne gelir elden” derler. Rekabetin bir adabını ararsın, yasalarda görürsün ama uygulamada göremezsin. O zaman yine iş bilenin, kılıç kuşananın olmuş olur.
Özetlersek rekabetin özü rakibi yok etmek değil kendini geliştirmektir. Gerçek başarı başkalarını aşağı çekerek ve de unvanını taklit ederek değil unvanını kendi değerini yükselterek kazanılır.
Rekabetin adabına uy, rakibine iftira atma, emeğini küçümseme, başkasının başarısından rahatsız olma. Kaliteni arttır, sözünü tut, işini en iyi şekilde yap. Unutma dürüstlükle kazanılan müşteri kalıcıdır, hileyle kazanılan müşteri geçicidir. Gerçek rekabet başkasını düşürmek değil hergün dünden daha iyi olmaktır. Rekabetinde bir adabı olduğunu unutma.
Sonraki: SEYAHATLERİN ÖNEMİ