Doğanın bir döngüsü var. Mevsimlerde değişiklik gösteriyor, iklimler değişiyor, dünya ısınıyor, şehirler betonlaşıyor. Ozon tabakası atmosferde doğal yollarla kendini yenilerken insan kaynaklı kimyasallar bu tabakayı inceltmeye çalışıyor.
Mevsimler değişmese de iklim özellikleri değişiyor. Türkiye’nin daha sıcak iklim kuşağına doğru ilerlemesi mevsimlerin karakteristik özellikleri de değişiklik gösteriyor. Günümüze baktığımızda mevsimlerin tadı kalmadı. Yaz mevsimi yazlığını, sonbahar kış ve ilkbaharda kendine özgü özelliklerini yaşamıyor. Hal böyle olunca mevsimlerinde istikrarı değişiyor.
Mevsimler Allah’ın emriyle döngüsünü sağlarken insanlar kendi seçimleriyle değiştiriyor. Önemli olan mevsimler gibi değişen değil doğruya, hakikate, ahlaka sadık kalabilen insan olabilmektir.
Demek oluyor ki doğanın dengeleriyle bu kadar oynarsan karşılığında beklenmedik, anlık her türlü afetlere, musibetlere zemin hazırlamış olursun. Mevsimler değişiklik gösterirken insanlardaki değişkenlik gün geçtikçe çeşitlenerek daha çok değişkenlik gösteriyor.
Mevsim değişiklerini anladık ta insanlardaki hızlı değişim nereye gidiyor? Nerede o birliktelikler, kaynaşmalar, bölge toplantıları, eğitim toplantıları, yurt içi yurt dışı geziler, düğünler, mevlütler, cenazelere katılım ruhu, dostluklar, kardeşlik bilinci, iş yoğunluğu, maddiyat, mesafe gözetmeksizin katılım sağlamaya çalışılırken şimdi ise her türlü olanağa sahipken günümüzde bir kutlama mesajını çok görür hale geldik. Bütün bunların müsebbibi mevsim değişikliği mi yoksa insanların değişimimi? Neden duyarsız kalıyoruz?
İnsanlar bazen özünü kaybeder de doğa özünü kaybetmez. Asıl mesele değişmek değil değişirken özünü koruyabilmektir.
NEREYE GİDİYORUZ?
Bir zamanları göz göze bakabilmek bile yeterdi içimizi anlatmaya
Şimdi gözlerimiz bile birbirine yabancı
Selamlar kısa sohbetler yüzeysel dostluklar mevsimlik
Eskiden insanlar dört mevsim gibiydi kışı vardı sabrı öğreten
Baharı vardı umudu taşıyan, yazı vardı içini ısıtan, sonbaharı vardı hüznüyle yoğuran
Misafirliklerı televizyona tercih eder olduk arkadaşlğımızı ı dostluğumuzu telefonun esirine bıraktk
Misafirlikler yerini önce randevü sonra ne zaman müsait olursam gel oldu
Bayramlar tatil oldu, el öpmeler tarih oldu, akrabalıkları düşünmez olduk, dostlukları unutur olduk
Evimiz var, iş yerimiz var, aşımız var daha fazlasını ister olduk. Sağlımız yerinde küçük bir yaraya isyan eder olduk
Şükrü unuttuk, doyumsuzluğa yöneldik. Şükür insanı küçültmez şükür insanın olgunlaştırdığını unuttuk
Besmele ile başlardık şükürle kalkardık. Şimdi isyanla kalkar olduk. Esnaflar arası siftah kültürü vardı şimdi hepsi bana gelsin doyumsuzluğuna geldik
Başkasında olmasın hep bende olsun hırsına yöneldik, azla yetinmedik, çoğuyla mutlu olacağımızı sandık
Meslektaşlıkları rafa kaldırdık bir selamı bile çok görür olduk laylorlara gelince hepimiz birer uzman olduk
Önce randevuları devreye soktuk, gelmemesi için bahaneler ürettik
Eskiden misafir gelse diye dua ederdik, şimdi hanıma bir danışayım cevabına bakar olduk
Soruyorum mevsimler mi değişti insanlar mı?
2026-05-20 15:16:38